HUKUKİ MAKALELER
 Türkiye Barolar Birliği
 Yargıtay
 Danıştay
 Sayıştay
 İstanbul Barosu
 Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü

 

Özet: Bağışlama sözleşmesi, sağlar arasında sonuç doğurmak üzere, bağışlayanın malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama sayılmaz. Ahlaki bir görevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz. Bağışın geçerlilik şartı karşılıksız olmasıdır.

 

1-Yasal düzenleme:

 

              Bağışlama sözleşmeleri Borçlar yasasında düzenlenmiştir. Bağışlama sözleşmesi ile taraflardan biri malvarlığının tamamını veya bir kısmını hiçbir karşılık beklemeden diğer tarafa-bağışlanana-devretmeyi üstlenir. Bu nedenle bağış tek taraflı bir sözleşmedir. Her ne kadar bağışlanılanın bağışı kabul etmesi ve neticede bir sözleşme olması itibariyle iki tarafın bulunması şart gibi gözükse de lehine bağış yapılan belli bir borç altına girmediği için tek taraflı sözleşme olarak kabul edilmektedir. Ancak bağışlanılanın belli bir yükümlülük altına girmesi halinde iki taraflı bir sözleşme olarak kabul edilmek gerekir.(1)

 

 

 

2-Bağışlama yaşayanlar arasında yapılır

 

           Bağışlama, hayatta olan kimseler arasında yapılan kazandırıcı bir muamele olup yapılan bu sözleşme ile bir kimse, karşılığında bir şey beklemeden sadece bağışlama amacına dayanarak, kendi mal varlığından diğer bir kimseyi zenginleştirir.(2)

 

           Bağış sözleşmeleri Borçlar Yasasının 285.ci maddesinde düzenlenmiştir. Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlar arasında sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir şeklinde tanımlanmıştır. Bağışlama sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır. Sadece bağışlama sözü verilmiş olması bağışlama sözleşmesi olarak kabul edilemez.

 

            Bir taşınmazın bağışlanması veya taşınmaz üzerinde bir ayni hak tesis edilmesi ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Resmi şekilden maksat bağışlama sözleşmesinin

 

Noter tarafından resmi şekilde düzenlenmesidir.

 

            Taşınabilir bir eşyanın bağışlanması elden teslim edilmesi ile yani zilyetliğin bağışlanan tarafa geçirilmesiyle tamamlanır. Bağışlama belli bir koşulun gerçekleşmesi şartıyla da gerçekleştirilebilir. Bağışlayan bazı koşullar ileri sürerek veya bağışlanana bazı ödevler yükleyerek de bağışlama yapabilir. Bağışlama yapan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi halinde bağışladığı şeyin kendisine dönmesini şart koşabilir. Bağışlanan şey taşınmaz ise bu şartın tapu siciline şerh edilmesi gerekir.

 

            Mirası reddetmek bağışlama değildir. Bu husus Borçlar yasasında açıkça belirtilmiştir. Mirası ret tek taraflı bir işlemdir. Her ne kadar mirasın reddi ile diğer mirasçıların malvarlığında bir artış söz konusu olsa da yasa koyucu mirası reddetmenin bağış olmadığını yasa metninde açıkça belirtmiştir. Bağış bir sözleşmedir. İki taraflı bir hukuki işlemdir. Mirası ret ise özel koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Genel olarak terekenin borca batık olması halinde mirası ret işlemi gerçekleştirilir ve mirası ret işleminin gerçekleşmesi için yargı kararı şarttır.

 

 

 

3-Bağışlama sözleşmesinin tarafları:

 

         Bağışlama sözleşmesinde bir tarafta bağışlama yapan, diğer tarafta ise lehine bağış yapılan olmak üzere en az iki tarafın olması ve tarafların hayatta olması gerekir. Bağışlama hayatta olan kimseler arasında yapılan ve kazandırıcı işlem niteliğinde olan bir sözleşmedir. Bağışlamanın konusu, temliki mümkün olan herhangi bir şey veya hak teşkil edebilir. Bağış ile bağış yapanın malvarlığında bir eksilme, lehine bağış yağılanın malvarlığında ise zenginleşme meydana gelir. Hukuken geçerli bir bağışlamadan bahsedebilmek için bağışlayanın kendi malvarlığından kazandırıcı bir işlemde bulunması gerekir. Bağışta bağış yapanın malvarlığı azalır, buna karşılık lehine bağış yapılanın malvarlığı zenginleşir. Bu nedenle bağışın kazandırıcı işlem olması mutlaktır. Ancak bağış yapanın bağışı kendi malvarlığından yapması gerekir. Aksi halde bağış geçerli olmaz. Bağış, devir ve ferağ yükümlülüğünü doğuran sözleşmeler gurubundandır. Bağışlayan böyle kazandırıcı bir işlemi sadece bağışlama niyeti-animus donandi-ile yaptığı, yani bu sözleşmenin hukuki sebebi-causa donandi-bağışlama sebebi bulunduğu için bağışlama karşılıksızdır. (3)

 

 

 

4-Tarafların ehliyeti:

 

          Bağış bir sözleşme ile ve yazılı şekilde yapılmalıdır. Bu nedenle tarafların ehliyeti önemlidir. Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, malvarlığının tamamını veya bir kısmını bağışlama yolu ile bir başkasına devredebilir.  Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir.

 

            Bağışlanan yönünden: Bağış ile lehine bağış yapılan kimse kural olarak borç altına girmediği için medeni haklarını kullanma ehliyeti bulunmayan kişi eğer ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

 

 

 

5-Bağışlama sözleşmesinin kurulması:

 

            Bağışlama sözünün verilmesi tek başına yeterli değildir. Bağışlamanın geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması şarttır. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmünde sayılır. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu kural uygulanmaz. Bağışlama karşılıksız bir kazandırıcı işlemdir. Bağışı satım ve trampadan ayıran unsur karşılıksız ve kazandırıcı bir işlem olmasıdır. Satım ve trampada karşılıklı borçlanılmaktadır. Ölüme bağlı tasarruflar karşılıksız olsa bile, tasarrufu yapanın değil, mirasçıların malvarlığında azalma meydana getireceği için bağışlama sayılmaz.

 

           

 

            Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2016 tarihli kararı:

 

            Davacı, davaya konu taşınmazın parasının tamamının kendisi tarafından ödendiğini, davalının hiç katkısının olmadığını, ancak davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek istekte bulunmuştur. Bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze rastlanılmamıştır. Karşılıklı güven ve sadakat, gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği eşlerden birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edinilmeleri mümkündür. Bunda bağış iradesi ve kastının olduğu sonucuna varmak oldukça güçtür.

 

            Dava konusu daire, 3.kişiden satın alınarak davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacının bağış iradesini ortaya koyduğu kabul edilebilecek herhangi bir ifade veya açıklama bulunmadığı gibi bunun ifade edilmiş olması taraflar aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Alım tarihinden boşanma dava tarihine kadar evlilik içinde davacının davalıdan taşınmazı istememiş olması da davacı aleyhine yorumlanamaz. (4)

 

 

 

            Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.01.2017 tarihli kararı:

 

            Davacı, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen malvarlığı nedeniyle alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Duraksamaya yer vermeyecek şekilde bağış iradesinin ortaya koyacak beyan ve davranış yoksa salt davacı adına kayıtlı olan taşınmazın bedelsiz olarak davalı adına tescil edilmesi işlemi tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Bu itibarla görülen davada dava dilekçesindeki beyanların bağış iradesini gösterir nitelik taşımadığı, esasen beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, taşınmazın davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmakla, talep uyarınca iddia ve savunma çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi hakkında karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden taşınmazlara yönelik davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.(5)

 

 

 

6-Yüklemeli bağışlama:

 

            Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir. Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.

 

Kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer. Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.

 

            Taşınmaz bağışında bağış yapan bağışladığı taşınmazdan yaşadığı sürece –kaydı hayat şartıyla-yararlanmayı şart olarak sözleşmeye yazabilir. Bu durumda taşınmazın gelirinden bağış yapan yaşadığı sürece yararlanır. Ancak taşınmaz üzerinde başka bir tasarrufta bulunamaz. Bu şartın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için mutlak surette tapu siciline şerh edilmesi gerekir.

 

            Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09.01.2017 tarihli kararı:

 

            Davacı, davaya konu taşınmazın akit ile sadece sağlık ocağı hizmeti vermesi için davalıya bağışlandığını, bu şartların belediye tarafından yerine getirilmediğini, akdin 3. maddesine göre de Belediye tarafından Kızılay'a bedelsiz devredilmesi gerektiği halde devir işleminin gerçekleştirilmediğini, tapu kaydının iptali ile davacı dernek adına tescilini talep ve dava etmiştir. 

 

Bağışlayan yükümlülüğün ifası için dava açabileceği gibi, ifanın yapılmaması halinde bağışlamadan rücu da edebilir. Yükümlülüğün ifasını isteyebilecek kişiler bağışlayan, bağışlayanın mirasçıları, yetkili merci ve yükümlülükten faydalananlar olarak sayılabilir.

 

 Bağışlayanın bu hakkı münhasıran kişiye bağlı nitelikte haklardandır. Yetkili mercinin yükümlülüğün ifasını talep edebilmesi için bağışlayanın ölmüş olması ve yükümlülüğün kamunun yararı için bağışlanana yüklenmiş olması gereklidir. Bu iki şart gerçekleşmedikçe, yetkili mercinin mükellefiyetin ifasını talep etme hakkı yoktur.

 

Bağışlayan dava açma tarihinde sağdır. Bağışlananın geri alınmasına yönelik bir talebi bulunmamaktadır. Hayattakiler arasındaki bağışlamada, yükümlülükten yararlanacaklar, ancak üçüncü kişi yararına şart varsa yani BK’ nın 129/2 maddesindeki şartları gerçekleşmişse, özellikle bağışlamada bu hususta açıklık varsa, böyle bir talepte bulunabilirler. Sonuç olarak bağışlayanın dava açma tarihinde sağ olması, bağışlayan tarafından bağışlamanın geri alınmasına dair bir davanın açılmamış olması, BK’ nın 129. maddesindeki şartların oluşmaması sebebiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğrudur. (6)

 

Anakara BAM 16. Hukuk Dairesinin 30.03,2017 tarihli kararı:

 

Dava, tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tescili istemine ilişkindir.

 

Mahkemece, dava konusu taşınmazın yüklemeli bağış suretiyle bağış konusu taşınmazın bahçe ziraatı programı öğrencilerinin uygulama ve araştırma yapmaları iradesiyle hibe ettiği, davalının 2012-2013 öğretim yılında anılan bölüme öğrenci alımını durdurduğu ve bölümün kapatıldığı, bağıştan dönme koşulunun dosya kapsamı ile gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

          Mahkemece, dava konusu taşınmazın taraflar arasında tanzim edilen protokol hükümleri de gözetilerek bağış koşuluna uygun kullanılmadığı tespit edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğrudur. (7)

 

 

 

7-Bağışlayana dönme koşullu bağışlama:

 

            Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda, bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir. Bu koşulun gerçekleşmesi halinde bağışlayanın bağışladığı şeyleri dava açarak geri almak hakkı doğar. Bağışlama konusu, taşınmaza veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin ise, bağışlayana dönme koşulu tapu siciline şerh verilmelidir. İspat hukuk açısından tapu siciline verilen şerhler önemlidir. Bağışlayana dönme koşullu bağışlama, bağışlayanın yaşarken borç doğuran bir sözleşme olduğundan ölüme bağlı tasarruflardan-miras sözleşmelerinden ayrılır.

 

 

 

8-Bağışlama önerisinin geri alınması:

 

            Bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir. Bağışlama önerisini geri alana karşı herhangi bir yaptırım uygulanmaz.

 

 

 

9-Bağışlayanın sorumluluğu:

 

            Bağışlayan, bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla sebep olmadıkça, bağışlanana karşı sorumlu değildir. Bağışlayan, bağışlanılan şey veya alacak hakkında ayrıca garanti sözü vermişse, bununla sorumlu olur.

 

 

 

10-Bağışlamanın geri alınması:

 

            Bağışlayan, aşağıda açıkladığımız durumlardan biri gerçekleştiği takdirde, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir. Bağışlananın geri verme borcunun kapsamı, haksız zenginleşme kurallarına göre belirlenir. Bağışlama karşılıksız olduğu için ayrıca tazminat isteyemez.

 

* Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

 

  burada ki ağırlık suçun karşılığı olan ceza miktarına göre değil, aile bağlarını sarsıcı

 

  nitelikte olup olmadığına göre belirlenmelidir.

 

* Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan

 

   yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa,

 

* Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine

 

   getirmemişse. Bu gibi durumlarda bağışlayan, bağışlananın geri verilmesini

 

    isteyebilir.

 

            Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.02.2018 tarihli kararı:

 

            Görülen emsal dava dosyaları ile dosya içi yazışmalardan, çekişmeli taşınmazdaki payların semt spor sahası yapılması koşuluyla bağışlandığını ve bağışlama koşulunun davalı idare tarafından yerine getirilmediği, getirilme olanağının da olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.(8)

 

            Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarihli kararı:

 

            Davacı, dava konusu bağımsız bölümü davalı eşi adına satın aldığını, davalının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bağışlamanın geri alınması hükümlerine göre, bağışlananın bağışlayana karşı kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bağıştan dönme şartları oluştuğunu belirterek tapu kaydının iptalini talep etmiştir.

 

            Davacının iddiası genel hükümlere dayalı olup, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde değildir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.(9)

 

            Ankara BAM 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarihli kararı:

 

            Dava, ziynet eşyalarını içeren bağışlamanın iptaline, ziynet eşyalarının bozdurulması nedeniyle davalıya verilen paranın davacıya iadesi istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesi; davanın konusu itibari ile karı koca arasında yapılan bağışlama sözleşmesinin iptalinin talep edilmesi nedeni ile Aile Mahkemesinin görev alanına girdiğinden, davanın görev nedeni ile usulden reddine karar vermiştir.

 

 

 

Düğünde takılan ziynetlerin iadesine ilişkin isteğin, B.K. Md. 295 uyarınca bağışlamanın geri alınması hukuki sebebine dayanması halinde görevli mahkeme aile mahkemesi değil, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesidir. Davacı, davalının müşterek evi terk etmesi, yükümlülüklerini yerine getirmemesi, davacı ve ailesine hakaret edici davranışları da gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunundan kaynaklandığı ve bu talepler yönünden görevli mahkemenin ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur.(10)

 

 

 

11-Bağışlama sözünün geri alınması:

 

         Bağışlama sözü veren bir kimse, devir ve ferağ işlemini gerçekleştirmeden önce kendi iradesi dışında bazı özel durumların gerçekleşmesi halinde bağışlama sözünü geri alabilir. Bağışlamadan dönme bağışlayanın tek taraflı, lehine bağış yapılana ulaşması gereken bir beyanla gerçekleşir. Bu durumda bağışlama geriye yürürlü olarak ortadan kalkar. Bağışlama sözünün geri alınması, hukuki ilişkiyi sonlandıran yenilik doğuran haklardandır. Bağışlama sözü veren aşağıda yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde bağışlama sözünden dönebilir:

 

 

 

            *Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteyebileceği sebeplerden birinin

 

              Gerçekleşmesi halinde,

 

*Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü

 

    Ağırlaştıracak ölçüde değişmişse,

 

* Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya

 

    bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa, bu durumda bağışlama yapan için

 

    bağıştan dönme şartları gerçekleşmiş olur ve bağışlayan bağıştan dönebilir.

 

*Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar

 

  verilirse, bu durumda da bağışlama yapan için ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.

 

 

 

12-Zamanaşımı:

 

         Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler. Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.        

 

           Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 21.06.2017 tarihli kararı:

 

            Bağışlayanın ölümünden itibaren mirasçıların bağışlamayı geri alma haklarını bir yıllık hak düşürücü sürede kullanılması, davanın bu sürede açılması gerekir.(11)

 

 13.Sonuç:

 

            Bağışlama sözleşmesi ile bağışlayan bağışladığı şeyi, lehine bağışlanan kimseye teslim etmeye mecburdur. Bağışlanan şey bir miktar para ise o miktarı derhal ödemek zorundadır. Bağışlanan taşınmaz mal ise tapu sicil müdürlüğünde devir işlemini yapmak zorundadır. Yukarıda da açıkladığımız üzere bağışlayan bütün bu işlemleri karşılıksız yapmak zorundadır. Bağışın geçerlilik şartı karşılıksız olmasıdır. Lehine bağış yapılan kimse yüklemeli bağışlar dışında bağış yapana karşı herhangi bir borç altına girmez. Bağışlayanın ölümü halinde ise dönemsel edimleri içeren bağışlar sona erer.

 

Kaynakça:

(1)F.Feyzioğlu Borçlar Hukuku

(2)F.B. Tongsir Borçlar Hukuku

(3)F.Feyzioğlu Borçlar Hukuku

(4)Y.H.G.K. 2014/8-1113 E. 2016-633 K.

(5)Yargıtay 8.H.D. 2015-8956 E. 2017-353 K.

(6)Yargıtay 14.H.D. 2016-7035 E. 2017-32 K.

(7)Ankara BAM 16.H.D. 2017-241 E. 2017-286 K.

(8)Yargıtay 1.H.D. 2018-367 E. 2018-814 K.

(9)Yargıtay 8.H.D. 2016-22021 E. 2017-2017 K.

(10)Ankara BAM 2. H.D. 2017-782 E. 2017-1009 K.

(11)Yargıtay 1.H.D.2014-22647 E. 2017-3726 K.

 

Av. Erol TÜRK

eturk@3ehukuk.com