HUKUKİ MAKALELER
 Türkiye Barolar Birliği
 Yargıtay
 Danıştay
 Sayıştay
 İstanbul Barosu
 Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü

HUKUKTA İBRA NE DEMEKTİR

 

Av. Erol Türk (eturk@3ehukuk.com)

Gerek iş hayatında ve gerekse ticari hayatta çok sık duyduğumuz bir kelimedir ibra. Sözlük anlamı aklama, temize çıkarmadır.

İbra Arapça kökenli bir sözcüktür. Bir kimseyi belli bir borcu ödemekten veya bir edimi, yükümlülüğü yerine getirmekten kurtarmak anlamında kullanılmaktadır.

Alacaklının alacağının bir kısmından veya tamamından vazgeçmesi de ibradır. Yine alacaklının bir edimin kısmen veya tamamen yerine getirilmesini istemekten vazgeçmesi de ibradır.

Derneklerin, vakıfların, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin genel kurullarında yönetim kurulunun ve denetim kurulunun faaliyet raporlarının genel kurulun oylarına sunulması ve genel kurul oyları ile aklanması da ibradır. Kısaca genel kurul oyları ile yönetim kurulunun ve denetim kurulunun bir yıl içinde yaptığı bütün işlemlerin yasalara ve tüzüklere uygun olduğunu kabul etmekte, her hangi bir itirazda bulunmamaktadır. Bu işlemde bir ibradır.

ANONİM ŞİRKETLERDE İBRA

Şirketler hukukunda ibra menfi borç ikrarıdır. Yani şirket genel kurulu verdiği ibra oyları ile yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin bir hesap dönemi içindeki bütün işlemlerini ekonomik ve hukuki sonuçları itibariyle onaylamakta, borçlu olmadıklarını kabul etmektedir. Genel kurula ait ibra hakkı anonim şirketlerde sözleşmeyle başka bir organa veya kurula devredilemez.

İbra, ortaklık dışındakiler için bağlayıcı olmayan, tamamen ortaklık içi bir hukuki işlemdir. İbra son iş yılındaki ( bilanço dönemindeki) yönetim kurulunun ve denetim kurulunun bütün işlemlerini kapsar.

Eski Türk Ticaret Kanunun 310. cu maddesi “ Kurucuların ve idare meclisi azalarının ve murakıpların kuruluştan dolayı tabi oldukları sorumluluk şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra suretiyle ortadan kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra sulh ve ibra ancak genel kurulun tasdiki ile olur. Bununla beraber esas sermayenin onda birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın tasdikine muhalif kalırlarsa sulh ve ibra genel kurul tarafından tasdik edilemez.” Demektedir.

Bu hüküm 2012 yılında yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Yasasında da aynen muhafaza edilmiş ve “halka açık şirketlerde esas sermayenin yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın onaylanmasına karşı iseler sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz” hükmü ilave edilmiştir.

Yeni Ticaret Yasasının İbra başlığını taşıyan 558. ci maddesi “İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. 445. ci madde hükmü saklıdır.

Bu madde, Genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten ortakların, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceklerini düzenlemektedir. Aynı hüküm eski Türk Ticaret Yasasının 381. ci maddesinde düzenlenmiştir.

Yeni Ticaret Yasasının 558. ci maddesinin 2. fıkrasına dönersek “şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer.” Hükmünü getirmektedir ki bu yeni bir maddedir. Eski Türk Ticaret kanununda karşılığı yoktur.

Eski Türk Ticaret Yasasının 380. ci maddesine göre bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararı aksine bir açıklık olmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bu hüküm Yeni Türk Ticaret Yasasının 424. cü maddesinde aynen düzenlenmiştir. Ancak bilançoda şirketin gerçek durumu bilinçli bir şekilde gizlenmişse bilançonun onaylanması ibra etkisini doğurmaz.

GENEL KURULDA İBRA İÇİN OY VEREMEYECEK OLANLAR

Eski Türk Ticaret Kanunun 374. cü maddesine göre:

*Yönetim kurulu üyeleri kendileri için

*Karı veya kocası için,

*Usul ve füru için,

*Şirket işlerinin görülmesine her hangi bir suretle katılmış olanlar,

*Yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamazlar.

Yeni Türk Ticaret Yasasının Oydan Yoksunluk başlıklı 436. cı maddesi “ Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri yada hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu yada hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” Demek suretiyle oydan yoksun olanları saymıştır.

AZ ORTAKLI YA DA AİLE ŞİRKETLERİNDE İBRA NASIL OLACAKTIR?

Beş ortaklı bir anonim şirkette bütün ortakların yönetici olduğu durumda ibra kararı alınabilir mi? Geçerli ve iptali mümkün olmayan bir ibra kararı alınamaz. Çünkü ortakların hepsi anonim şirkette yönetici oldukları için oy kullanamayacaklar ve ibra kararı veremeyeceklerdir. Buna rağmen ibraya karar verilmiş ve üç aylık dava süresi geçmiş ise ibra kararı geçerlilik kazanacaktır. Ancak beş ortaklı ve bütün ortakları şirkette yönetici olan bir anonim şirkette ibra kararı alınmasına gerek yoktur. Yönetim kurulu üyelerinin kendilerinden başka hesap verecekleri bir organ kendilerinden başka pay sahibi yoktur.

Anonim şirkette bir tek pay sahibi olması durumunda onun vereceği ibra kararı geçerli olacaktır.

İBRANIN REDİNİN DOĞURDUĞU SONUÇLAR

Şirket genel kurulu yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerini ibra etmediği takdirde bunların görevlerinden azledilmeleri için bir neden ortaya çıkacaktır. İbra edilmemek kendiliğinden azil sonucunu doğurmaz. Azil için gündeme bir ilave yapılarak azil için oylama yapılır.

İbra edilmeme mutlaka geçerli bir nedene dayanmalı,keyfiliğe ve dürüstlük kuralına aykırı olmamalıdır. Yetkili organlar ibra edilmemelerine rağmen genel kurul tarafından görevlerine devam etmesine de karar verilebilir. Bu durumda yetkili organlar görevlerine devam ederler. Ancak şirketin işleyişi açısından sakıncalar doğurabilir.

İbra edilmeyen yöneticiler, ibra edilmemenin keyfi ve dürüstlük kralına aykırı olduğundan bahisle dava açabilirler.

BORÇLAR HUKUKUNDA İBRA

Halen yürürlükte olan Borçlar Kanununda ibra ile ilgili bir düzenleme yoktur. Prof. Tekinay, ibrayı “Alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsıyan akde ibra denir. Diye tarif etmiştir. Bu tariften de anlaşılacağı üzere, alacak hakkı alacaklının tek taraflı vazgeçme beyanı ile sona ermez. Bunun için bir akde “ibra akdine” ihtiyaç vardır. Alacaklı borçlunun muvafakatini almadan alacağından vazgeçemez. ( Tekinay, Eşya Hukuku)

Alman ve İsviçre hukukunda ibranın soyut bir işlem olduğu, yani sebebe bağlı olmadığı kabul edilmektedir. ( İsviçre B.K. mad.115 ) Bu madde bizim Borçlar Kanununa alınmamıştır. Schwarz’a göre: çeviri sırasında Türkiye’de şekle bağlanmış olan İspat Hukuku dikkate alındı ve bununla çatışmaya meydan verilmek istenilmedi. Şekle bağlı bir akitten doğan alacak, şekilsiz bir akitle sona erdirilebilecektir.

Yard.Doç. Turanboy’ a göre, “ibra kanun koyucunun ihmali sonucu Borçlar Kanununda düzenlenmemiş olmakla birlikte Türk pozitif hukukunda borcu sona erdiren sebepler arasında yer alır. Borçlar hukukunun temel ilkesini oluşturan sözleşme serbestisi ilkesine dayanarak ve pozitif bir yorumla ibra borcu sona erdiren bir sebep olarak kabul edilmektedir.

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan Yeni Borçlar Kanununun 132. ci maddesi İbra başlığı altında “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile, borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” Şeklinde düzenlenmiştir.

Borçlar Hukuku kişilere istedikleri konuda ve istedikleri içerikte istedikleri kadar sözleşme yapma imkanı sağlamaktadır. Kişiler ahlaka ve yasalara aykırı olmamak kayıt ve şartı ile ve hukuken gerçekleşmesi imkansız olmayan her konuda ve ekonomik bir menfaat elde etmek amacı ile istedikleri gibi sözleşme yapabilirler.

Borçlar Kanunundaki hükümler çoğunlukla yedek hukuk kuralları niteliğinde olup, tarafların iradelerini tamamlama veya yorumlama görevini taşırlar. Kanundan doğan borç ilişkileri ise nitelikleri itibariyle kişinin temel hak ve hürriyetlerinin Borçlar Hukuku alanında korunmasını sağlar.

Sözleşme yapma özgürlüğünün karşıtı, yapılan sözleşmeyi ortadan kaldırma ve değiştirme özgürlüğüdür. Sözleşmeyi ortadan kaldırma özgürlüğünün en önemli hukuki aracı ise ibra sözleşmesidir. İbra birçok farklı hukuki işlem ve ilişki ile birlikte söz konusu olabilir.

Her borçlar hukuku sözleşmesi gibi ibra sözleşmesi de tarafların sözleşmenin esasları üzerinde anlaşmalarını gerektirir. İbra, sadece değeri para ile ölçülebilen alacak borç ilişkilerinde söz konusu olmaz. Örneğin, tarafların karşılıklı olarak bir eser sözleşmesi yaptıklarını ve eser sözleşmesinin konusu para değil de karşılıklı eser meydana getirmek olduğunu farz edelim. Yazar yazacağı kitabı, besteci ise yapacağı besteyi sözleşmenin konusu yapabilir. Burada, değeri para ile ölçülemeyen bir eser sözleşmesinden bahsedebiliriz.

Borcun konusu, tarafların sözleşme ile konusunu belirledikleri eserlerini anlaşma koşullarına uygun olarak meydana getirmeleridir. Sözleşme konusu eser, bir müzik eseri olabileceği gibi, bir kitap, bir senaryo, bir reklam metni olabilir. İşte böyle durumlarda eser sözleşmesi kurulduğu anda sözleşmeye konu edilen eser sözleşmesi taraflar için bağlayıcı olacak ve sözleşmenin taraflarına karşılıklı edimler yükleyecektir.

Değeri para ile ölçülebilen eser sözleşmesinde taraflardan biri, sözleşme şartlarına uygun olarak yarattığı eserini tamamlayıp karşı tarafa teslim edecek, karşı tarafta sözleşmede kararlaştırılmış olan bedeli ödeyecektir. Bu gibi durumlarda dahi taraflar aralarında ibra sözleşmesi düzenleyerek yaptıkları sözleşmeyi sona erdirebileceklerdir.

İbra sözleşmesi taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini doğrudan doğruya ortadan kaldırdığı için ibra sözleşmesi tasarruf işlemi niteliğindedir.

MÜTESELSİL BORÇLARDA İBRA

Müteselsil borçlarda borçlunun alacaklı ile yaptığı ibra sözleşmesi diğer borçluları etkiler mi? Bu konuda eski borçlar kanununda açıklık yoktu. Ancak yeni Borçlar Kanununun 166. cı maddesinin son fıkrası “alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.” Şeklinde düzenlenmek suretiyle müteselsil borçluların durumuna açıklık getirmiştir. Asıl borçlu yaptığı ibra sözleşmesi ile borcu sona erdirirse kefilinde kefaleti sona erer.

İŞ HUKUKUNDA İBRA SÖZLEŞMESİ

İbra en çok iş hukukunda baş vurulan bir sözleşmedir. İşverenler işten ayrılan işçinin elinden bir ibra belgesi almak suretiyle yaptıkları ödemeleri belgelendirmek ve ilerde işçinin dava açmasını önlemek isterler. Bir ibra belgesinde genel olarak işçinin alacaklarını aldığı ve başkaca hiçbir alacağının kalmadığı ve diğer alacaklarından vazgeçtiği yazılıdır.İşçilerin işverenden olan alacakları hizmet ilişkisinden doğan alacaklardır. Bunları başlıca iki gurupta toplayabiliriz.

a-Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil ücreti fazla çalışma ücreti yıllık ücretli izin alacağı gibi alacak kalemlerini ihtiva eder ki bunlar normal alacaklardır.

b-İşyerinde uğranılan iş kazaları ve benzeri olaylardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleridir ki bunlara da olağanüstü alacaklar diyoruz.

İbra sözleşmeleri genel olarak karşılıklı veya tek taraflı hak ve alacaklardan vazgeçme anlamında düzenlenen ispat ve tescil vasıtası hükmünde olan yazılı belgelerdir. Bu belgelerin düzenlenmesinde aşağıda belirteceğimiz gibi yeni Borçlar kanununda ki şekil ve şartlara uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde mahkemede belge değeri taşımaz.

İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesi, ortadan kaldırılması amacına yönelik yazılı belgedir. Varlığı şüpheli yada tartışmalı borçların ibra sözleşmesiyle sona ermesi mümkün değildir. İş davalarında miktar içermeyen veya bütün hak ve alacaklarımı aldım gibi ibareleri ihtiva eden ibra sözleşmeleri geçersiz sayılmaktadır. Miktar içeren ibra sözleşmelerinde hak edilen tutar ile yapılan ödeme arasında açık bir fark olmaması gerekir. Aksi halde ibra sözleşmesi geçerli sayılmaz.

Yargıtay şöyle düşünmektedir. “İşçi emeği ile geçinen insandır. Bu nedenle bir işçinin durup dururken nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun değildir.”

İşçi işveren ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri mahkemeler tarafından geçerli olarak kabul edilmemektedir. Sebebi ise işçi bu dönemde tamamen işverene bağımlıdır. İş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamına sağlamak yada bir kısım alacaklarına bir an önce kavuşmak için iradesi dışında ibra sözleşmesi yapmış olabilir.

Yargıtay, savunma ile çelişen ibra sözleşmelerini geçersiz saymaktadır.

Yine Yargıtay kararlarına göre, ibranamenin işçinin alacak haklarını tamamen sona erdirebilmesi için hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açık ve anlaşılır olması şarttır. Bu bakımdan ibranamede açıkça ve ismen belirtilmeyen bir alacağın ibraname kapsamında kabul edilerek işçinin alacağını ortadan kaldırması düşünülemez.

İbraname düzenlenirken fazlaya ilişkin haklar saklı tutulabilir ve bu tür ibranameler geçerlidir. İşe başlarken alınan ibranamelerin geçerlilik şartı yoktur.

***

1. Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan Yeni Borçlar Kanununda, kanun koyucu ibra ile ilgili olarak İş Kanunundan doğan boşluğu doldurmak amacıyla Ceza koşulu ve ibra başlığı altında 420. ci maddeyi düzenlemiştir. Yeni Borçlar Kanunu nun 420. ci maddesinin 2.ci fıkrasına göre: “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.

 

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu halde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılması zorunludur.” Demek suretiyle işçi işveren arasında düzenlenmesi gereken ibra sözleşmesine kesin bir açıklık getirmiştir.

İbra hukuki bir terim olup daha çok hukuki uyuşmazlıkları, uzun yargı sürecini başlamadan bitiren, alacaklı ile borçlu arasında belli bir şekil şartına bağlanmamış olan yazılı bir anlaşmadır diye tanımlayabiliriz. Şahsi bir hak olan ibra, daha çok eşya hukukunda kullanılan ayni haktan farklıdır. Ayni hakkı hak sahibi dilediği şekilde kullanabilir. Şahsi bir hak olan ibrayı ise alacaklının kabul etmesi şartına bağlı olarak kullanabilir. Sözleşme serbestisinden hareketle ibra sözleşmesi uyuşmazlığın başlamadan bitirilmesini amaçlayan tasarrufi bir işlemdir.

Yukarıda yazdıklarımız kısaca özetlersek ibra iki taraflı şekil şartına bağlı olmadan yapılan bir sözleşmedir. İbra sözleşmesi ile bir borç ortadan kaldırılmaktadır.

İş bu makale yazarından izin alınmadan kullanılamaz. Başka bir ortamda kısmi de olsa aynen yayınlanamaz. Av.Erol Türk.