HUKUKİ MAKALELER
 Türkiye Barolar Birliği
 Yargıtay
 Danıştay
 Sayıştay
 İstanbul Barosu
 Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü

KARŞILIKLI BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE

TEMERRÜDÜN SONUÇLARI

 

Av. Erol Türk (eturk@3ehukuk.com)

Bundan önceki yazımızda, karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler dışında kalan borç ilişkilerinde, -aynen ifa mümkün oldukça- alacaklının temerrüde düşen borçludan, kural olarak yalnız aynen ifayı ve temerrütten dolayı uğradığı zararının giderilmesini isteyebileceğini anlatmıştık. Bkz.

Kanun koyucu, Alman Medeni Kanununun da benimsediği çözüm tarzını benimsemiş ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, farklı bir çözüm şeklini benimsemiştir. Bu çözüm tarzına göre alacaklı, geciken edimin ifasını reddederek onun yerine ifa etmemekten doğan zararının giderilmesini istemek, yada sözleşmeyi feshetmek şıklarından birini tercih edebilir.

Borçlar Kanununun 125. ci maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçlu karşısında üç ayrı seçim hakkına sahiptir.

a-Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun aynen ifasını ve gecikme yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. ( B.K.md. 125/1 )

b-Alacaklı, borcun aynen ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebilir. (B.K. md. 125/2 )

c- Alacaklı, borcun aynen ifasından vazgeçerek sözleşmeden dönebilir. (B.K.md.125/2 son )

Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Alacaklı temerrüde düşen borçluya karşı bu üç hakkı birlikte kullanamaz. Bu haklardan birini seçmek ve kullanmak üzere kanun kendisine bir seçimlik hak tanımıştır. Alacaklı bu haklardan birini seçince diğerlerinden vazgeçmiş sayılır. ( Prof.Saymen/Elbir)

Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Alacaklı, diğer borç ilişkilerinde temerrüde düşen borçludan ifa mümkün olduğu sürece, yalnız edimin ifasını ve gecikmeden doğan zararının giderilmesini isteyebildiği halde karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, alacaklıya, üçlü bir seçimlik hakkın tanınmış olmasını nasıl açıklayabiliriz?

Bir kere, borç ilişkisinde alacaklı, karşılıklı bir edimi yerine getirmekle yükümlü değilse, yani taraflardan biri borçlu ise, alacaklının borç ilişkisinden dönmesinin hukuken bir değeri yoktur. Dönme, alacaklıyı kendi edimini ifa yükümünden kurtarıyor veya verdiklerini geri alma imkanı veriyorsa hukuken bir değer ifade eder. ( Prof. S. Tekinay )

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler dışındaki borç ilişkilerinde alacaklıya aynen ifa yerine, tazminat istemek hakkının kural olarak tanınmamış olmasının temelinde hakkaniyet düşüncesi yatar. Karşı bir edimi ifa etmekle yükümlü olmayan alacaklı, borçluya onun düşünmediği bir ifa şeklini yüklemesi adalete uygun düşmez.

İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan her biri hem alacaklı ve hem de borçlu durumundadır. (Satım sözleşmesi, kira sözleşmesi, hizmet sözleşmesi gibi )

Bu tip sözleşmelerde borçlunun temerrüdü için, bir tarafın yüklendiği edimi yerine getirmesi veya edimini yerine getirmeye hazır olduğunu karşı tarafa bildirmesi şarttır. Bu durumda edimini ifa eden veya edimini ifa etmeye hazır olduğunu karşı tarafa bildiren taraf alacaklı, edimini henüz yerine getirmeyen diğer taraf ise borçlu olur. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin özel durumlarından dolayı kanun koyucu bunlarla ilgili temerrüt hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. (B.K. md. 125 )

Borçlar Kanununun 125.ci maddesinde düzenlenmiş olan karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere ait hükümlerin uygulanabilmesi için, iki tarafa da tam borç yükleyen bir sözleşme mevcut olmalıdır. İki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde borçlanılan edim ve karşı edim, karşılıklı değişim ilişkisi içinde olup, bu tür sözleşmelerde taraflardan biri diğerinin hem borçlusu, hem de alacaklısı durumundadır. ( Kira sözleşmesinde olduğu gibi )

Buna karşılık eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, ( örneğin faizsiz ödünç sözleşmesinde veya ücretsiz vekalet sözleşmesinde olduğu gibi ) bu gibi hallerde BK.md.125 hükümleri uygulanmaz. Bu tip sözleşmelerde borçlunun temerrüde düştüğü durumlarda alacaklının seçimlik hakları yoktur. ( T.Uyar )

KARŞILIKLI BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE

ALACAKLININ SEÇİM HAKKINI KULLANABİLMESİNİN

ŞARTLARI NELERDİR

a-İki taraflı sözleşmenin bulunması:

Taraflardan birinin kendi edimini, diğer taraftan karşı edim elde etmek için vaadde bulunması halinde iki taraflı sözleşmeden söz edilir. ( N. Erdem- Tunçomağ )

Bu tür sözleşmelerde taraflardan her biri aynı anda alacaklı ve borçlu niteliğini birlikte kazanırlar ve edimler de ifa olunmaları bakımından birbirlerine bağlıdırlar. (Prof. Tunçomağ )

b-Borçlunun temerrüde düşmesi:

İkinci şart, borçlunun alacaklıya taahhüt ettiği karşı edimi ifada bulunmayarak temerrüde düşmesidir. Hizmet sözleşmesinde işverenin ücreti ödememesi gibi. Bu sebeple iki taraflı sözleşmelerde karşılıklı olmayan edimlerin ifasında temerrüde düşülmesi halinde B.K. md. 125 kapsamına girmez. Temerrüde düşülmesi için borcun muaccel olması ve alacaklı tarafından borçluya ifaya çağrı ihtarının yapılması yada vadenin gelmiş olması şarttır.

c-Alacaklı tarafından borçluya süre verilmesi:

Alacaklı, üç seçimlik haktan birini kullanmadan önce borçluya ifa için uygun bir süre vermelidir. Bu durumda borçlu, son kez bir takım ağır sonuçlara özellikle sözleşmenin feshi tehlikesine karşı korunmakta ve borcunu ifa etmesi için son bir imkan tanınmaktadır. Başka bir ifadeyle, belli bir güne kadar borçluya, borcunu ifa etmeye davet eden bir ihbar yapılmaktadır.

Alacaklı, isterse ihtar yerine, hakimden borçluya borcunu ödemesi için belli bir süre verilmesini de isteyebilir. Borçluya tanınan sürenin uygun olması şarttır. Süreyi kısa bulan borçlu isterse verilen sürenin uzatılmasını isteyebilir.

Borçlu belli edilen süre içinde borcunu ifa ederse alacaklı sözleşmeyi feshedemez. Borçlu temerrüde düşmekte kusurlu ise alacaklı, gecikme tazminatı isteyebilir.

Borçlu kendisine tanınan sürede borcunu ifa etmezse alacaklı üç seçimlik haktan birini kullanmakta serbest olacaktır. Alacaklı tazminat talebini hemen borçluya bildirmekle yükümlüdür.( Tunçomağ )

d-Verilen sürede borcun ifa edilmemesi:

Alacaklı, tayin edilen sürede borçlunun edimini kabul etmek zorundadır. Alacaklı, borçlunun ifa edimini kabul etmezse, bu kez kendisi temerrüde düşmüş olur. Alacaklının temerrüdü ifayı istemesini değil, yalnızca sözleşmeyi feshetmesini ve tazminat istemesini önleyici niteliktedir.

e- Borçlunun kusurlu olması:

Alacaklının üç seçimlik hakkından birini kullanabilmesi için, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekir. Borçlunun gecikme tazminatı, müspet yada menfi tazminatla sorumlu tutulması için kusurlu olması şartı aranır. Borçlunun kusurunu ispat etmek alacaklıya düşmez. Borçlu kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır. ( Tunçomağ )

ALACAKLININ TEMERRÜTTEN DOĞAN HAKLARI:

Alacaklının, temerrüde düşen borçluya karşı üç imkandan birini kullanabileceğini yukarıda belirtmiştik.

a-İki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçludan aynen ifayı ve buna ilave olarak da gecikmeden dolayı uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Alacaklı, aynen ifayı ve gecikmeden doğan zararının giderilmesini isteyecekse, borçluya uygun bir süre tayin etmek zorundadır. B.K. nun 125. ci maddesine göre borçluya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikmeden doğan zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak alacaklı, kendi edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Aynen ifanın istenmesi için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şartı aranmaz. Buna ek olarak istenecek zararın giderilmesi talebinde borçlunun kusurlu olması şartı aranır.

b-Zararın giderilmesi- tazminat talebi:

Alacaklı, aynen ifayı reddedip, ifanın gerçekleşmemesi yüzünden uğradığı müspet zararının giderilmesini isteyebilir. Aynen ifa yerine, zararın giderilmesinin istenmesi sözleşmeyi sona erdirmez.

Bu durumda asıl edimin yerine zararın giderilmesi borcu geçmiş olur.

c-Sözleşmeden dönme, Borçlar Kanununun 125.ci maddesi ile alacaklıya tanınan üçüncü imkan sözleşmeden dönmektir. Sözleşmeden dönmek, temerrüdün kusur şartı aranmayan sonuçlarından biridir. Burada iki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerin bir özelliği ortaya çıkmaktadır. Diğer borç yükleyen sözleşmelerde alacaklıya sözleşmeden dönme hakkı kural olarak tanınmadığı halde burada alacaklıya, sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır. Dönme hakkı bozucu yenilik doğuran haklardandır. Bu hakkın kullanılması ile mevcut bir hukuki ilişki sona ermektedir. Dönme hakkı borçluya ulaştığı anda hukuki ilişki sona erer.

Sözleşmeden dönme ile sözleşmeyi sona erdiren ihbarı birbirinden ayırmak gerekir. Sözleşmeden dönme, taraflardan birinin, sahip olduğu hakka dayanarak, geçerli bir sözleşmeyi tek taraflı olarak ve geçmişe yürürlü olarak sona erdirmesidir.

Sözleşmenin sona erdirilmesi ihbarında ise ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü halinde alacaklı, sözleşmeyi tek taraflı bir beyanla süresinden önce sona erdirmektedir. Alacaklı, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. (B.K.md.126 )

ART ARDA TESLİMLİ VE SÜREKLİ SÖZLEŞMELERDE TEMERRÜT

Art arda teslimli sözleşmelerde teslim edilecek her kısmın vade tarihi birbirinden farklıdır. Bu tip sözleşmelerde borçlu herhangi bir kısmın ifasını geciktirdiği takdirde, sadece bu kısım için temerrüde düşmüş olur. Diğer kısımların henüz vadesi gelmediği için temerrütten bahsedilemez. Alacaklı, borçlu aleyhine yalnız temerrüde düşülen kısım için harekete geçebilir. Ancak, borçlunun hal ve davranışlarından ileri tarihli vadelerde de borcun zamanında ifa edilmeyeceği anlaşılıyorsa bu durumda alacaklı sözleşmenin tamamından dönebilir.

Sürekli edimli sözleşmelerden geçmişe etkili olarak dönmek sakıncalı olabilir. Bu nedenle bu tür sözleşmelerde geçmişe etkili olacak şekilde sözleşmeden dönmek yerine, geleceğe etkili olacak şekilde sözleşmeyi sona erdirmek daha yararlı görülmektedir.

KARŞILIKLI BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE SÜRE VERİLMESİ

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir. ( B.K.md.123 )

Temerrüde düşen borçluya karşı alacaklı, Borçlar Kanununun 118.ci maddesine göre borçludan borcun aynen ifasını ve ayrıca gecikmeden doğan zararının giderilmesini isteyebilmesi için borçluya ek süre vermesine gerek yoktur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi “kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt için ihtara, fesih için ise ayrıca ek süre verilmesine gerek olmadığına” karar vermiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de benzer bir karar vermiş ve satım konusu taşınmazın taahhüt edilen tarihte teslim edilmemesi halinde borçlunun temerrüdünün ayrıca ihtara gerek kalmadan gerçekleştiğini kabul etmiştir.

İki tarafa karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise Borçlar Kanununun 125.ci maddesinin uygulanabilmesi için alacaklının borçluya belli bir süre vermesi şartı aranmaktadır.

Alacaklı, borçluya borcunu ödemesi için ek mehil verilmesini sağlamak için mahkemeye de başvurabilir. Bu durumda hakim temerrüde düşen borçluya borcunu ödemesi için uygun bir süre verir. Borçlu bu süre içinde borcunu öderse temerrütten kurtulur, aksi halde borçlunun temerrüdü kesinleşir. Borçluya ek süre verilmeden açılan davada B.K.md. 124. cü maddesindeki koşullar gerçekleşmemişse, davanın reddi gerekir.

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi “Satıcının teslim borcunda temerrüde düşmesi halinde Borçlar Kanununun 124.cü ve 125.ci maddelerinin uygulanmasına karar vermiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi başka bir kararında ise “satım sözleşmesi satıcıya teslim ve mülkiyeti geçirme borçlarını yükler. Sözleşmede ki kesin teslim süresinin geçmesi, satıcının temerrüde düşmesine yol açar. Burada kural olarak Borçlar Kanununun 117.ci maddesinin uygulanması gerekir diyerek temerrüdün genel hükümlerine uygulanan kanun maddesine atıf yapmıştır. Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermek zorundadır.

Temerrüde düşen borçluya verilen ek süre borcun ertelenmesi niteliğinde olmayıp, borçluya borcunu ifa etmesi için tanınan bir imkandır. Borçluya süre verilmesi borçluyu temerrüde düşmekten kurtarmaz. Gecikmeden dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle ve kazara vuku bulacak zarardan da sorumlu olur. Alacaklı tarafından borçluya verilen ek süre kural olarak şekle tabi değildir. Ancak yazılı olmasında fayda vardır.

Tacirler arasında ki işlemlerde ek süre verme beyanı noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla yapılmalıdır.

Verilen ek sürenin edimin ifası için uygun bir süre olması şarttır. Bir imalat veya bir eser sözleşmesinden kaynaklanan temerrüt durumunda ek süre tayininde verilen süre o imalatın veya eserin tamamlanması için uygun olmalıdır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, makul bir süre verilmeden veya hakimden bir önel verilmesini istemeden Borçlar Kanununun 123 ve 124.cü maddelerine göre tazminat istenemeyeceğine karar vermiştir.

Yargıtay Genel Kurulu da “temerrüt oluşmadan ve mehil verilmesi gerektiği halde mehil verilmeden açılan davanın reddine karar vermiştir.

BORÇ İLİŞKİLERİNİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE ETKİSİ

Borçlu yerine, alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, yaptığı ifa oranında alacaklının haklarına halef olur.

Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtarmak için alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi rehin için ödediği miktar kadar alacaklının haklarına halef olur. Ayrıca alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından, ifadan önce alacaklıya bildirilmişse bu takdirde de üçüncü kişi alacaklının haklarına halef olur. (B.K.md. 127 )

Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak baş vurulmaması halinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.

Sözleşme yapılırken üçüncü kişi lehine yapılmış olabilir. Bir satım sözleşmesinde satıcı sattığı malın mülkiyetini üçüncü bir kişiye devretmeyi yüklenmişse, böyle bir sözleşmede üçüncü kişi sözleşmenin yapılışına katılmadığı halde sözleşmeden doğan haklara sahip olur.

Üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmelerde, üçüncü kişiye ifayı isteme hakkı tanınmışsa, üçüncü kişi lehine yapılmış tam sözleşmeden bahsedilir. Üçüncü kişiye ifayı isteme hakkı tanınmamışsa o zaman üçüncü

Kişi lehine yapılmış eksik sözleşmeden bahsedilir.

Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuş olabilir veya edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir.

Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda, üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez. ( B.K. md. 129 )

Borçlar Kanununun bu maddesine göre kanun koyucu, üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmenin kural olarak eksik sözleşme olduğunu kabul etmektedir.

Üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmelere sigorta sözleşmelerini örnek verebiliriz. Hayat sigortası, mali sorumluluk sigortası, kazalara karşı yapılan sigortalar gibi.

Başkasını çalıştıran kimse, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur.

BORÇLARIN VE BORÇ İLİŞKİLERİNİN SONA ERMESİ

Asıl borca bağlı hak ve borçlar, asıl borcun ifa veya diğer bir sebeple sona ermesi halinde kefalet,rehin, faiz, ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlarda sona erer. ( B.K.md. 131 )

Süresiz sözleşmelerde uygun bir ihbar süresi tanınarak ve geçerli bir fesih sebebi göstermeye gerek olmaksızın olağan fesih yolunu kullanarak bir borç ilişkisi sona erdirilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu yolla süresiz sözleşmenin feshedileceğine ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona ereceğine karar vermiştir.

İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuşsa veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa bu durumda faiz ve ceza koşulu istenebilir.

İBRA- YENİLEME

Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmadan yapacakları bir ibra sözleşmesi ile tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. (B.K.md.132)

Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur.

Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açıkça yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz. ( B.K.md. 132/2 )

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi “Bir borç için bono verilmesi, ödeme yerine değil, ödeme amacı ile yapılmış sayılır ve ancak tahsil edilebilen bonoların tutarının borçtan indirileceğine” karar vermiştir.

Cari Hesaplarda:

Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez. Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmişse, borç yenilenmiş olur.

( B.K.md. 134 )

 

Birleşme:

Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür. ( B.K. md.135 )

İFANIN İMKANSIZ HALE GELMESİ

Borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebepten dolayı imkansız hale gelirse borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkansızlık nedeniyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermeye mecburdur. Eğer kendisine ifa edilmiş bir edim yaksa, edimi isteme hakkını da kaybeder.

Borçlu, ifanın kendi kusuru olmadan imkansız hale geldiğini derhal alacaklıya bildirmeye mecburdur. Ayrıca alacaklının zararının artmaması için gerekli önlemleri de almaya mecburdur. Aksi halde doğan zararı gidermekle yükümlü olur. İfanın İmkansız hale gelmesi, Borçlar Kanununun 136. ci maddesinde düzenlenmiştir.

İFANIN KISMEN İMKANSIZ HALE GELMESİ

Borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerden dolayı kısmen imkansız hale gelirse, borçlu, borcun sadece imkansız hale gelen kısmından sorumlu tutulamaz. Ancak kısmi imkansızlık borcun tamamını etkiliyorsa ve kısmi imkansızlık önceden öngörülmüş olsaydı bu sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa, borcun tamamı sona erer.

Taraflara karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın borcu kısmen imkansız hale gelmiş olmasına rağmen, alacaklı kısmen ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklı kısmen ifaya razı olmazsa veya karşı edim bölünemeyen nitelikte ise bu durumda tam imkansızlık hükümleri uygulanmak gerekir.

(B.K. md. 137)

AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ

Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de mümkün olmayan olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak borcunu ifa etmiş olursa bu durumda borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uygun hale getirilmesini ister. Bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Özellikle yabancı para birimiyle borçlanmalarda bu madde hükümleri uygulanır. ( B.K. md. 138 )

TAKAS

İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borcun vadesi gelmişse, her biri alacağını borcuyla takas edebilir.

Alacaklardan biri çekişmeli bile olsa takas ileri sürülebilir.

Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması şartıyla ileri sürülebilir. ( B.K. md. 139 )

Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça, kefili de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir.

Üçüncü kişi yararına borçlanan kimse, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez.

Borçlunun iflası halinde alacaklılar, alacaklarının vadesi gelmemiş bile olsa, alacaklarını, müflise olan borçları ile taksa edebilirler.

Takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Böyle bir durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer.

Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar,

Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar ile nafaka ve işçi ücretleri gibi borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olan durumlarda takas ancak alacaklının rızasıyla mümkündür.

Borçlu takas hakkından önceden de feragat edebilir.

Borcu sona erdiren sebeplerden birisi de zamanaşımıdır. Ancak bu bahis ayrı bir yazı konusudur.

Kaynaklar:

Yargıtay Kararlar Dergisi

Borçlar Hukuku Prof. Tekinay

Borçlar Hukuku (Saymen/Elbir)

Borçlar Hukuku Prof. Tunçomağ

Özel Borç ilişkileri Karahasan

İş bu makale yazarından izin alınmadan kullanılamaz. Başka bir ortamda kısmi de olsa aynen yayınlanamaz. Av.Erol Türk