HUKUKİ MAKALELER
 Türkiye Barolar Birliği
 Yargıtay
 Danıştay
 Sayıştay
 İstanbul Barosu
 Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü

 İMAR KANUNU VE MADDE 18 UYGULAMASI

              Özet:3194 sayılı İmar Kanununun 18. Maddesi uygulamada en çok karşılaştığımız konulardan birisidir. Bu madde ile idare tek taraflı işlemle mevcut arsa veya araziye el koyabilmekte arsa ve arazi sahiplerinin rızası alınmadan farklı parseller birleştirilmekte veya ayrılmaktadır. İmar planlarında yapılan bu işlemlere şuyulandırma denilir.(*)

 

A-ŞUYULANDIRMA NEDİR?

Belediyelerce imar planları hazırlanırken bir arsa veya arazinin yeni imar planında kullanım hakkına bağlı olarak ele alınması ve farklı parsellerin birleştirilmesi ile hisseli bir şekilde arsa veya arazi sahibine ya da başkalarına yararlı bir halde sunulması çalışmasına şuyulandırma denir. İmar planları hazırlanırken ilgili belediye arsa veya arazi sahibinin rızasını alma gereği duymadan onun arsa veya arazisine el koyabilmekte, farklı parselleri birleştirebilmektedir. Birleştirme işlemleri genellikle fazlalığı olan, ya da yola yakın olan alanlar üzerinde yapılmakta ve bu alanları daha işe yarar bir hale getirmektedir.

 

1-İmarda 18 uygulaması nedir?

18 madde uygulaması, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. Maddesine dayanılarak yapılmaktadır. 18. madde uygulaması ile imar sınırları içinde bulunan üzerinde bir yapı olan ya da olmayan arsalar, araziler, maliklerinin rızası alınmaksızın bir uygulamaya tabi tutulmaktadır.  Bu uygulama ile mevcut ada ve parseller yeniden düzenlenerek imar planında belirlendiği şekilde ayrılmakta ya da birleştirilmektedir. Yapılan bu işleme tevhit denir. Bu uygulama yapılırken arsa ve arazi sahiplerinin taşınmazlarına düzenleme ortaklık payı adı verilen işlem ile yüzde kırkına kadar bedelsiz el konulabilmektedir. El koyma işleminde üst sınır yüzde kırktır. Bu oran yüzde yirmi, yüzde otuz ya da daha az olabilir.

 

2-18 Uygulamasının detayları:

18 uygulamasının yapılacağı yerlerin imar planı olmadığı ya da uygulama yüzünden imar planları askıda olduğu için arsa veya arazi sahipleri yerlerinden istedikleri gibi faydalanamazlar. Kentin güzel bir yerinde olduğu halde 18 uygulaması görmeyen arsa sahibi arsasından yararlanamaz. Böyle yerlerde satış vaadi sözleşmesi ya da özel parselasyon alanı çalışmaları yapılamaz.  

Bu nedenle 18 uygulamasıyla arsa veya arazi değerlenmektedir. Bu artışın karşılığı Düzenleme ortaklık payı –DOP-uygulaması ile arsa veya arazinin yüzde kırkına kadar bedelsiz el konulmaktadır.  Bu işleme bedelsiz kamulaştırma denilir.

18 uygulamasının başlaması için öncelikle idari bir kararın alınması ve düzenleme alanının belirlenmesi gerekir. Belirlenen alan üzerinde harita çalışmaları yapılır. Düzenleme Ortaklık Payının hesap cetveli hazırlanır. 

               DOP çalışmasında o alanda bulunan tüm parsellerin aynı haklara sahip olduğu kabul edilir. Yani hiçbir parsel diğerinden üstün kabul edilmez. Bu sebeple DOP uygulaması her parsel için eşit oranda uygulanır. Bu uygulamada bazı istisnai durumlar da mevcuttur. Daha önce 16. madde uygulaması ile yola terk gibi işlem gören parselden DOP kesintisi alınmaz. 18 uygulaması alanı içinde bulunan bazı tarihi ve özel yapılar bu uygulamanın başlatılma süresini uzatabilir veya bu uygulamaya dâhil edilmeyebilir. 

18 uygulaması ile yeşil alana dönüştürülen sahaların tekrar imara açılması yeni bir sorun olarak ortaya çıkabilir.  Bu durumda arsanın eski sahibi mağdur olur. Diğer bir sorunda, uygulama sonunda oluşan yeni adada değerli olan parsel değer yitirebilir. Köşe başı olan parsel ortaya kaydırılabilir. Bu durumda mağdur olan taraf 18 uygulamasının iptali için dava açabilir.

18 uygulaması hazırlandıktan ve tasdik edildikten sonra bir ay süreyle ilgili belediye de ilan edilir. İtiraz etmek isteyen arsa veya arazi sahibi otuz gün içinde yapılan işleme itiraz etmelidir. Otuz gün içinde yapılan itirazın uygunluğu incelenir ve encümene sunulur. 

18 uygulaması, belediyelerce, belediye ve mücavir alan dışında ise valilikçe yapılır. Düzenleme Ortaklık Payı, düzenlemeye alınan yerler Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlere ve hizmetlerle ilgili tesislere ayrılan yerler başka maksatlarla kullanılamaz. 

Bir arazide birden çok DOP uygulaması yapılamaz. Ancak ilerde yani farklı bir zamanda aynı parselde tekrar imar planı düzenlemesi yapılabilir.

 

3-Kamu Ortaklık Payı:

Düzenleme yapılırken kamunun kullanımına ayrılan orta öğretim, lise, hastane, kreş, belediye hizmet alanları ve resmi tesis alanları kamu ortaklık payı olarak ayrılır. 

 

4- Düzenleme Ortaklık Payı:

Düzenlemeye tabi tutulan yerler Milli Eğitime bağlı ilköğretim alanları, yol, yeşil alan, meydan, park, genel otopark gibi genel hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan alanlar ile dini tesis, karakol yerleri ve ilgili tesisler için kullanılmak üzere, arazi ve arsaların, düzenlemeden önceki alanlarından yüzde kırka kadar düşülebilen miktardır. Zorunlu hallerde malikin muvafakati ile tespit edilen karşılığı bedeldir. 

En az bir adayı kapsamak şartıyla bu uygulama yapılır. Bu uygulamanın yapılabilmesi için öncelikle yerel yönetimlerce bunun kararının planla alınması gerekir. Bölgenin yukarda belirlenen alanlara ihtiyacı olması veya uygulama yapılacak alanda yapılaşmaya uygun olmayan parsellerin olması gerekir. Ayrıca planda belirlenen sosyal donatı alanlarının kamunun eline bedelsiz geçmesini sağlamak amacıyla DOP uygulaması yapılmaktadır. 

Bu uygulama ile uygulama yapılacak alandaki tüm parsel sınırları kaldırılarak tek parsel haline getirilir. Varsa, yol, yeşil alan, park, çocuk oyun alanı, otopark gibi alanların yerleri belirlendikten sonra, bu alanların kapsadığı alanlar Kamu Ortaklık Payları her parselden eşit olarak düşüldükten sonra kalan hisseler tek başına yapılaşmayı sağlayabilecek büyüklükte olanlar tek başına, uygun olmayan hisseler birleştirilerek, gerekiyorsa yerleri ve şekilleri değiştirilerek yeni parseller oluşturulur. 

DOP kesintisi yukarıda da belirttiğimiz üzere yüzde kırkı geçemez. 18. madde uygulamalarında bir arazinin yüzde kırkına kadar bedelsiz kamunun eline geçmesi mümkündür. Yüzde kırktan fazla kesinti yapılırsa bedeli ödenir. Bu uygulama ile düzenli parseller oluşturulduğu gibi kamuya da ciddi alanlar kazandırılmaktadır. Ancak bu kazanılan alanlar amacı dışında kullanılamazlar. Yani bu alanlarda ticaret, konut vb. fonksiyonları verilemez. Mutlaka kamuya hizmet edecek alanlar için kullanılmalıdır.

18 uygulaması olarak anlatılan 3194 S. İmar Kanunun 18. Maddesini ifade eden ve buna dayanan bu uygulama, imar alanları içindeki yerler için belediye tarafından veya belediye mücavir alanları dışındakiler için valilikler tarafından uygulanan, hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın imar planına uygun parselleri ayırmaya veya birleştirmeye yönelik işlem yapma yetkisidir.

 

B-TESCİL VE ŞÜYUUN İZALESİ:

            3194 sayılı İmar Kanunu Md. 16 göre: Belediye ve mücavir alan hudutları içindeki gayrimenkullerin resen veya müracaat üzerine birleştirme veya ayrılması, bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini, kanun ve yönetmelik hükümlerine uygunluğu belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanır.

Onaylama, işlemi müracaatın belediyelere veya valiliklere intikalinden itibaren en geç otuz gün içinde sonuçlandırılır ve tescil veya terkini için on beş gün içinde tapuya bildirilir.

Tapu dairesi, tescil veya terkin işlemini bir ay içinde sonuçlandırmak zorundadır.

3194 sayılı kanun hükümlerine göre şüyulandırılan gayrimenkullerin sahipleri ilgili idarenin kararı tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde aralarında anlaşamadıkları veya şüyuun izalesi ortaklığın giderilmesi için, mahkemeye müracaat edilmediği takdirde ilgili idare hissedarmış gibi, şüyuun izalesi davası açabilir. Tarafların rızası veya mahkeme kararı ile şüyuun izalesi ve arazi taksimi de yukarıdaki hükümlere tabidir.

 

C-KAMULAŞTIRMADAN ARTAN KISIMLAR:

3194 sayılı İmar Kanunu Md. 17 göre: Belediye veya valilik, kendi malı olan veya imar planlarının tatbiki sonucu kamulaştırmadan artan parçalarla, istikameti değiştirilen veya kapanan yol ve meydanlarda hâsıl olan sahalardan müstakil inşaata elverişli olmayan parçaları, bitişiğindeki arsa veya bina sahibine bedel takdiri suretiyle satabilir. Gayrimenkul sahiplerinin yola giren yerlerden dolayı tahakkuk eden istihkaklarını bedel takdiri suretiyle değiştirmek ve komşu gayrimenkul sahibi, takdir edilen bedelle satın almaktan imtina ederse, şûyulandırıp satmak suretiyle imar planına uygunluğunu temin eder. 

Bunlardan müstakil inşaata elverişli olanları, kamu yararı için, belediye veya valilikçe yeri alınan şahısların muvafakatleri halinde istihkaklarına karşılık olarak bedel takdiri ve icabında denklik temini suretiyle değiştirmeye belediye ve valilikler yetkilidir. Ayrıca belediye veya valilikler ile şüyulu olan müstakil inşaat yapmaya müsait bulunan imar parsellerinde, belediye veya valilikler, hisselerini parselin diğer hissedarlarına bedel takdiri suretiyle satmaya, ilgililer satın almaktan imtina ederse, şüyuun izalesi suretiyle sattırmaya yetkilidir.

 

D- ARSA VE ARAZİ DÜZENLEMESİ:

3194 sayılı İmar Kanunu Md.18 göre: Belediyeler imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında düzenleme ortaklık payı olarak düşülebilir. Ancak yukarıda izah ettiğimiz üzere, 18.ci maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlenmeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç, yol, suyolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.

Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktar alanın kamulaştırılması gerektiği takdirde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan alan üzerinden ayrılır. Herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılabilir. Düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenleme ortaklık payı alınanlarından, bu düzenleme sebebiyle ayrıca değerlendirme resmi alınmaz. Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şûyulanma sadece zemin üzerinde yapılır, şüyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca değerlendirilmeye tabi tutulur.

Düzenleme sırasında plan ve mevzuata göre muhafazasında engel bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu-ortaklık- giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.

 Kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça yıktırılamaz.

Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatleri olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir.

            Belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakati halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler.

 

E-VERASET YOLU İLE İNTİKAL EDEN ARSA VE ARAZİLER:

3194 sayılı İmar Kanunu Md.18/ son fıkrasına göre veraset yolu ile intikal eden ve şüyulandırılan kat mülkiyeti uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz.

 

            Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10.10.2017 T. Kararı.

            Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Dava konusu taşınmazlar, uygulamaya alındıkları parselasyon planının onaylandığı tarihte yürürlükte olan 6785 Sayılı İmar Kanunu Md. 42 uyarınca zayiat olarak ayrılmış olup, bu durum halen yürürlükte olan 3194 Sayılı Kanun Md. 18 de düzenlenen imar düzenleme ortaklık payının karşılığıdır.  6785 Sayılı kanunun 42. Maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve bu karar 14.01.1964 tarihli Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlük kazanmış ise de; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi göz önüne alındığında, zayiat olarak ayrılan taşınmazların bedeli verilemeyeceğinden davanın reddi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. (1)

 

            Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2007 tarihli kararı: 

             Dava, kamulaştırmasız el konulan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Adli yargı, 3194 Sayılı Kanunun 18. Maddesi hükmüne göre tesis edilen davaya konu işlemin idarenin kamu gücüne dayalı, resen ve tek yanlı olarak tesis ettiği idari bir işlem niteliğinde olduğu, bu itibarla davaya bakmaya idari yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar vermiştir.  

            Mahkemenin, davaya konu uyuşmazlıkta davalı idarenin 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında bir işlem olmadığı, bu sebeple anılan Kanunun 14. Maddesinde sözü edilen bedel arttırma davası niteliğinin bulunmadığı, kaldı ki davalı Belediyenin Kanuna aykırı olarak kişilerin taşınmazlarını ellerinden alması ya da kanunla getirtilen sınırlamalar dışında maliklerin tasarruflarını engellemesi söz konu olmadığı gibi kamulaştırmasız el koymanın varlığından da bahsedilemez.

 Anayasaya göre idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundaki düzenlemelere göre de idari eylem ve işlemlerden zarar görenler tarafından açılacak tam yargı davalarının idari dava türü olarak sayılmıştır. 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18. Maddesi hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu işlem, idarenin kamu gücüne dayalı, resen ve tek yanlı olarak tesis ettiği idari bir işlem niteliği taşıması nedeniyle davaya bakmaya idari yargı mahkemeleri görevlidir.  Benzer konuda Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararlarının da bulunduğu belirtilerek verdiği direnme kararının davacılar vekili tarafından temyizi üzerine bu kez karar Hukuk Genel Kurulu'nca oyçokluğu ile bozmuştur. 

              Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. 

 HMK Md. 440/III-3 göre karar düzeltilmesi yoluna gidilemeyecek Yargıtay kararları açıklanırken işin niteliği itibariyle merci belirtilmesi kararları bir tarafa bırakılırsa hep mahalli mahkeme kararı esas tutularak hangi Yargıtay kararları hakkında düzeltme yoluna başvurulamayacağı gösterilmiştir.  

Kanunun getirdiği düzenleme yönünden göreve dair karar düzeltme yasağının işleyebilmesi için Yerel Mahkemece görevli ilgili bir kararın verilmesi ve bu karar hakkında temyiz incelemesi ile Yargıtay Özel Dairesince de bir karar alınmalıdır.

Görevle ilgili olarak karar düzeltme istemine getirilen istisna mahalli mahkemenin görevsizlik kararı vermiş olması hali içindir. Ancak, mahalli mahkeme esas hakkında karar vermiş ve Yargıtay -temyiz incelemesi sonucunda bu kararı görev yönünden bozmuş ise Yargıtay'ın bu bozma kararma karşı HMK. Md. 440.III/1 deki iki istisnadan hiç biri söz konusu değilse karar düzeltme yoluna başvurulabilir. 

Somut olayda Yerel Mahkeme 3194 Sayılı Kanunun 18. Maddesine göre tesis edilen davaya konu işlem idarenin kamu gücüne dayalı, resen ve tek yanlı idari bir işlem olduğu vurgulanmak suretiyle görevsizlik kararı vermiştir. Özel Dairece; 11.02.1959 gün ve 17/15 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davanın adli yargının görevi dâhilinde olduğu, bu itibarla işin esasına girilerek hüküm kurulması gereğine işaretle bozulmuştur.

Hukuk Genel Kurulu davacılara ait taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesilmiş olmasına rağmen kamulaştırılmadan bedelsiz olarak terkin edilen, idarenin hukuki dayanağı bulunmayan işlemi sonucu davacıların davaya konu hisse üzerindeki mülkiyeti sona erdiği ve idarece davacıların taşınmazına fiilen el atıldığı, bu durumda idarenin kişilerin taşınmazlarına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olmasından kaynaklanan tazminat davalarında adli yargının görevli olduğu benimsenerek direnme kararını bozmuştur.

HUMK. Nun 440/III-3 maddesi uyarınca Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamaz.(2)

 

Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 03.02.2009 tarih 2008-14224 E. 2009-1179 K. Kararı:

Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir. Bedele dönüştürülen taşınmaza takdir edilen karşılığın arttırılması davalarında, çekişmesiz bedelin ödenme tarihi esas alınmak suretiyle değer biçilir. (3)

 

            Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.06.2013 tarih 2013-9777 E. 2013-9969 K kararı:

            Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davaya konu taşınmazın İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü'nün yazısında ifrazının uygun olmadığının bildirildiği görülmekle anılan parselin teknik bilirkişi raporuna ekli krokide B harfiyle gösterilen kısmının parselin toplam miktarından çıkartılarak kalan kısmın 1/2 payının davacı adına tesciline dair kurulan hükmün imar mevzuatı kapsamına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davaya konu parselin ifraz edilmeksizin davacı tarafa tercih hakkı da sorularak davaya konu taşınmaz üzerinde taraflar paydaş kılınmak suretiyle karar verilmesi gerekir.(4)

 

F-PARSELASYON PLANLARININ HAZIRLANMASI VE TESCİLİ:

            3194 Sayılı İmar Kanunu Md.19 göre: İmar planlarına göre parselasyon planları yapılır, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede askıda kalır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır.

Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakati aranmaksızın, sicilleri planlara göre resen tanzim ve tesis ederler. Bir parsel üzerinde birden fazla bina ve tesislerin yapımı gerektiğinde -Kooperatif evleri, siteler, toplu konut inşaatı gibi- imar parselasyon planları ifraza gerek kalmadan bu ihtiyacı karşılayacak şekilde düzenlenir veya değiştirilir ve burada, talep halinde, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanır.

 

G-SONUÇ:

            Hakların kullanılmasında uyulması gereken kural, Medeni Kanun Md.2 de ifade edilen dürüstlük -objektif iyi niyet- kuralıdır. Bir hak, dürüstlük kuralına aykırı kullanılırsa kötüye kullanılmış olur. Bir hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kullanılmasını yasa korumaz.  Dürüstlük kuralı bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlak ölçülerine gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulana gelen teamüllere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir. Tüzel kişilerde iyi niyet, bunun etkili olacağı ilişkide tüzel kişiyi temsil eden yetkili organı oluşturan kişilerde aranır. (5)

          3194 sayılı imar kanunu ve 18 madde uygulaması yapılırken özellikle kamu tüzel kişisi olan belediyelerin ve valiliklerin yurttaşlarla olan ilişkilerinde iyi niyet kurallarına uygun davranmak zorunda olduklarını belirtmeliyim.

 

LEBİB YALKIN 2018 TEMMUZ SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

          

Kaynakça:

(*) 3194 sayılı İmar Kanunu

(1)Y.5.H.D. 2016-8376 E. 2017-21616 K.

(2)Y.H.G.K. 2007/5-33 E. 2007-28 K.

(3) Y.5.H.D. 2008-14224 E. 2009-1179 K.

(4) Y.8.H.D. 2013-9777 E. 2013-9969 K.

(5) Y.H.G.K. 2002/5-338 E. 2002-386 K.

 

AVUKAT EROL TÜRK

eturk@3ehukuk.com