HUKUKİ MAKALELER
 Türkiye Barolar Birliği
 Yargıtay
 Danıştay
 Sayıştay
 İstanbul Barosu
 Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü

Özet:

 

            Anayasanın 125.ci maddesine göre idarenin her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tabidir. İYUK. Göre de İdarenin hukuka aykırı herhangi bir işleminden dolayı hakkı ihlal edilenler tarafından idarece yapılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduğu iddiası ile açılan iptal davalarının idari yargı yerlerinde açılması gerekir.  Makalemizin konusu idari işlemlere karşı açılan iptal davalarının bir türü olan tam yargı davasıdır.

 

 

 

 A-KAVRAM:

 

İdarenin yaptığı işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayan kimselerin idari yargı mercilerinde açtıkları davalara tam yargı davası denir. Tam yargı davaları hukuk mahkemelerinde açılan tazminat davalarının idare hukukundaki karşılığını oluşturmaktadır.

 

Tam yargı davası ile idare hukuku alanına giren ve ihlal edilen bir hakkın yerine getirilmesi, ya da uğranılan zararın giderilmesi istenir. (1) 

 

Tam yargı davasından ilk kez eski Danıştay kanununda bahsedilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü kanununda da (Md.2 b/ bendinde) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları bir dava türü olarak düzenlenmiştir.

 

             Bazı durumlarda idare herhangi bir kusuru varsa sorumlu tutulmakta, bazı durumlarda ise idare kusursuz olsa dahi sorumlu tutulmaktadır. Birinci durumda idarenin kusurlu sorumluluğu, ikinci durumda ise idarenin kusursuz sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

 

            İdarenin eylem ve işleminden dolayı kişisel hakları ihlal edilen herkes idare mahkemesinde ve vergi idare mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası açabilir. İptal ve tam yargı davaları birlikte de açılabilir.  Davacı, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine,  kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilir.

 

 

 

            B-İDARİ İŞLEM NEDİR?

 

            İdare hukukunda, hukuk âleminde bir sonuç meydana getiren, bir değişiklik yapan irade beyanlarına hukuki işlem denir.

           İdari İşlemin Özellikleri:

          *. İdari işlemler tek yanlı işlemlerdir. İdare işlemlerini, işlemin muhatabının iradesine bakmadan, ona sormadan tek taraflı olarak yapar. Örnek, idare kamulaştırma kararı alırken, taşınmazın malikine sormaz, onun iradesine başvurmaz.

 

           *. İdari işlemler İcrai nitelikli işlemlerdir. İdari işlemin yapıldığı anda, araya başka bir merci girmeden, kişiler üzerinde doğrudan etki doğurmaktadır.  Ancak idare tarafından yapılan her işlem İcrailik özelliğine sahip değildir. Örnek, hazırlık işlemleri, bilgilendirici işlemler ve iç düzen işlemleri icrai nitelikte işlemlerden değildir.

 

           *. İdari işlemler kanuna uygunluk karinesinden yararlanır. İdari işlemlerin yapıldığı anda kanuni bir dayanağının var sayılmasına ve hukuka uygun kabul edilmesine kanuna uygunluk karinesi denilir. İdari işlemler, aksi ispatlanıncaya kadar hukuka uygun kabul edilir.

 

          *. İdari işlemlerin amacı kamu yararına uygun olmasıdır. İdari işlemler ancak kamu yararı amacıyla yapılabilir. Bu amaç dışında, örneğin siyasi amaçla, kişisel çıkar sağlama amacıyla, birine zarar vermek veya yarar sağlamak amacıyla idari işlem yapılamaz.

 

         *. İdari işlemlerin mutlaka bir sebebi olması gerekir.  İdari işlemler, mutlak surette hukuka ve gerçeğe uygun bir sebebe dayanmak zorundadır. Kısaca, sebepsiz idari işlem olamaz.

 

         *. İdari işlemler resen uygulanabilirlik özelliğine sahiptir. İdare, yaptığı işlemi, herhangi bir başvuruya gerek kalmadan kendiliğinden uygulama yetkisine sahiptir.

 

C- İDARİ EYLEM NEDİR?

 

İdari Eylem ise idarenin yapmış olduğu hareket, yapmış olduğu davranıştır. Genellikle idarenin idari işlemleri dışında kalan tüm davranışlarına idari eylem denilmektedir. İdari eylem, idari işlemin uygulanması olduğu gibi hukuksal işleme dayanmadan doğrudan doğruya yapılan eylemlerde idari eylem sayılır. İdari eylem, idari işlemlerden farklı olarak hukuksal alanlarda bir değişiklik doğurmayan eylemlerdir. Örneğin bir kaldırıma parke taşı döşenmesi hukuksal alanlarda bir değişiklik yapmamaktadır. Bu bir idari işlem değil idari eylemdir. 

 

 

 

D-TAM YARGI DAVA TÜRLERİ:

 

            Tam yargı davaları iki çeşit olarak karşımıza çıkar.

 

            a-Tazminat davalarıdır ki bunlar idarenin mali sorumluluğuna dayanan tazminat davalarıdır. Bu tür dava ile davacı idarenin haksız eylem veya işleminden dolayı uğramış olduğu maddi zararlarının karşılanmasını davalı idareden ister.

 

            b-İstirdat davaları: Geri alma davaları diye tanımlayabiliriz. Davacı haklı bir neden olmaksızın idarenin mal varlığına geçmiş olan malın, ya da paranın geri alınması için açılan davalardır. Daha çok vergi mahkemelerinde açılır. Fazladan ödenen verginin geri alınması için açılan davayı örnek gösterebiliriz.

 

 

 

            E- İPTAL DAVASI İLE TAM YARGI DAVASININ FARKLARI:

 

            *Bizim hukuk sistemimizde yargılama yöntemi bakımından iptal davası ile tam yargı davası arasında bir fark yoktur. Her iki davada aynı yargılama usulüne tabidir.

 

            *İptal davasının konusunu sadece idari işlemler teşkil eder. Tam yargı davasında ise idari işlemlerin yanında idari eylemler ve idari sözleşmelerde dava konusu edilir.

 

            *İptal davası ile davacı, idarenin haksız işleminin iptalini ister. Tam yargı davasında ise davacı, bir hakkın yerine getirilmesini, haklarına bir saldırı varsa bu saldırının durdurulmasını ve saldırıdan önceki durumun tesis edilmesini veya bir zarara uğramışsa bu zararının tazminini isteyebilir.

 

            *Tam yargı davaları sübjektif (öznel) nitelikli davalardır. Davacı idarenin haksız bir işleminden dolayı hakkının ihlal edildiğini iddia etmekte ve davalıya bir borç yükletilmesini istemektedir. İptal davası ise objektif (nesnel) nitelikli davalardır. Bu dava ile davacı idarenin yaptığı işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek yapılan işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitini ister.

 

            *İptal davası açan davacının idarenin yaptığı işlemden menfaatinin ihlal edildiğini iddia etmesi yeterlidir. Tam yargı davasında ise davacı idarenin işleminden dolayı kişisel bir hakkının doğrudan ihlal edildiğini iddia ve ispat edecektir.

 

            *Sonuçları bakımından iptal davasında idarenin iptal edilen işleminden herkes yararlanır. Örneğin bir imar planının iptali halinde, dava açmamış olanlarda imar planının iptal edilmesinden yararlanırlar. Tam yargı davasında ise davanın sonucundan sadece davacı yararlanır. (2)

 

 

 

            F- VERGİ DAVALARI:

 

            Vergi davaları da tam yargı davalarından sayılmaktadır. Çünkü vergi davalarında vergi yükümlüsü, hakkında tarh edilen verginin esasına veya miktarına itiraz etmektedir. İdare Vergi mahkemesi dava sonucunda tarh edilen verginin tamamının veya bir kısmının kaldırılmasına, fazla alınan verginin davacıya geri verilmesine karar verecektir. İdare vergi mahkemesinin kararından sadece davacı yararlanır.

 

            İdari Yargılama usulü kanununa göre ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a,  idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. (3)

 

            G-TAM YARGI DAVA ŞARTLARI:

 

            Görevli Mahkemeler:

 

            Tam yargı davalarında görevli mahkemeler idare mahkemeleridir. Askeri Yüksek İdare mahkemesi ve vergi mahkemeleri özel görevli mahkemelerdir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin kuruluşu ve görevleri hakkında kanunun kabulü ile Danıştay tam yargı davalarına bakmakla görevli genel mahkeme olma niteliğini yitirmiştir.

 

            Önkarar şartı:

 

            Tam yargı davası açılması için öncelikle davacı hakkında idarenin haksız bir işlem ve eyleminin olması gerekir. Sadece idarenin kararı yeterli değildir. Aynı zamanda bir kimsenin (davacının) bu kararın uygulanmasından dolayı kişisel menfaatlerinin ihlal edilmiş olması ve bir zarara uğramış olması da gerekir.

 

            İdari işlemlere karşı açılacak tam yargı davalarında idare tarafından verilmiş bir karar mevcut olduğu için ayrıca idareden önkarar alınmasına gerek yoktur. İdari işlemden zarar gören kimse doğrudan işlemin iptali için dava açabilir.

 

            İdari eylemlerden doğan tam yargı davalarında ise, önkarar alınması şarttır. Davacı yasada öngörülen süre içinde idareye başvurarak alacağı önkarardan sonra tam yargı davası açabilir.  İdari Yargılama Usulü yasasına göre :”İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir”. (4)

 

            Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 25.09.2003 tarihinde: idarenin bir kamu hizmetinin ifası sırasında üçüncü kişiye verdiği zararlar hizmet kusuru sayılır. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlara ilişkin davalar özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Bu tür zararların tazmini yönünden idare aleyhine tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gereklidir şeklinde karar vermiştir. (5)

 

            Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15.02.2005 tarihinde idarenin eylem ve işlemlerine karşı açılacak tazminat davalarında idari yargının görevli olduğuna, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında idarenin kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda yargılamanın idare hukuku ilkelerine göre yapılması gerektiğine karar vermiştir. (6)

 

            Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 03.03.2008 tarihinde tapu sicilinin hatalı tutulmasında idareyi kusurlu bularak bu tür davaların idari yargı yerinde görüleceğine karar vermiştir. (7)

 

            Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28.06.2012 tarihinde Hizmet kusuruna dayalı istemler idari yargıda tam yargı davası şeklinde açılmalıdır şeklinde karar vermiştir. (8)

 

            Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 2016-5598 E. 2016-7175 K. 13.06.2016 tarihinde:

 

Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerini kullandıkları sırada oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlardır. Bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargı Yerinde tam yargı davası açılması gerektiğine karar vermiştir. (9)

 

            İdari işlemlerden dolayı hakkı ihlal edilenler tarafından tam yargı davası açılabilmesi için, idari işlemin kesin, yürütülebilir nitelikte bir işlem olması gerekir. İdari işlem bu nitelikleri taşımıyorsa tam yargı davasına konu edilemez.

 

 

 

            H-İDARİ İŞLEMLERE KARŞI TAM YARGI DAVALARI:

 

            1-İdari işleme karşı iptal davası ile tam yargı davası birlikte açılabilir. İdari işlemden dolayı hakkı ihlal edilen kimse açtığı dava ile hem hakkını ihlal eden işlemin iptalini ister ve hem de bu işlem dolayısıyla uğradığı zararının tazmin edilmesini ister.( İYUK.Md.12)

 

            2-İdari işlemle hakkı ihlal edilen kimse önce hakkını ihlal eden işlemin iptalini isteyebilir. Açtığı dava ile idari işlemin iptal edilen davacı süresi içinde uğradığı zararın tazminini ikinci bir dava ile ayrıca isteyebilir. İptal davası reddedilirse ne olacak?  İptal davası açmak ve bu davayı kazanmak açılacak tam yargı davasının ön koşulun sayılmaz. Bu nedenle davacı tam yargı davası açabilir.

 

3-İdari işleme karşı doğrudan doğruya tam yargı davası açılması mümkündür. Bu dava ile davacı idari işlem nedeniyle uğradığı zararın tazminin istemektedir. Davacıyı zarara uğratan işlemin hukuka uygun olması davacının zararının giderilmesine engel değildir. Yargı hakkaniyete uygun bir karar verebilir. (İYUK.Md.13)

 

4-İdari işlemlerin uygulanmasından doğan zararlara karşı da tam yargı davası açılabilir. Bir kimsenin hakkı işlemin tesis edildiği sırada ihlal edilmeyebilir. Ancak sonradan bu işlemin uygulanması sırasında bir kimsenin hakkı ihlal edilmiş olabilir. Bu durumda davacı dava açmadan önce idareye yazılı olarak başvurarak uygulanan idari işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını isteyebilir. Bu yazılı başvuru idari dava açma süresini durdurur. (10)

 

Danıştay 2. Hukuk Dairesi 2013-11116 E. 2016-649 K. 11.02.2016 tarihinde:

 

            Okullar tatilde iken norm kadro sayısının üçten dörde çıkarılmasını ve Ağustos ayında yeni öğretmen atamasının yapılmasını, söz konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle davacının dava açmasını gerektiren bir hak kaybının olmadığını ve hukuka aykırılığının açıkça anlaşılmasının mümkün olmadığını kabul ederek, davacının hak kaybının gerçekleştiği tarih olarak tebliğ tarihini esas alınarak dava açma süresinin değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. (11)

 

 

 

            I-İDARİ EYLEMLERDEN DOĞAN TAM YARGI DAVALARI:

 

            İdarenin eylemlerinden dolayı haksızlığa uğrayan kimseler, tam yargı davası açabilirler. Ancak daha önce açıkladığımız üzere idari eylemlerden dolayı tam yargı davası açılabilmesi için önkarar alınması gerekir. Çünkü idari eylemler, idari işlemlerin uygulama aşamasından ayrıdır. İdari bir işlemin İdari eylem, idari işlemin bir sonucudur. İdari Yargılama Usulü kanununda yer alan idari eylem terimini dar anlamda yorumlamamak gerekir. İdarenin her türlü faaliyetleri hatta hareketsiz kalması, araçlarından, taşınır ve taşınmaz mallarından veya tesislerinden doğan zararları da idari eylem olarak düşünmek gerekir. (12)

 

 

 

            J- İDARİ SÖZLEŞMELERDEN DOĞAN TAM YARGI DAVALARI:

 

            İdari sözleşmelere, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri, idari hizmet sözleşmeleri, Orman işletme sözleşmeleri, belediye tesisleri, tünel metro havaalanı gibi yap işlet devret sözleşmeleri örnek verebiliriz.

 

İdari bir sözleşmenin yapılmasından sonra taraflar arasında çıkan anlaşmazlığın çözümü için tam yargı davası açılabilir. İdari sözleşmenin uygulanması sırasında taraflardan birinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya elkoyma gibi bir yaptırım uygulanması durumu ortaya çıkabilir. (13)

 

 

 

             K-TAM YARGI DAVASININ TARAFLARI:

 

            a-Davacı: Medeni hakları kullanma yeteneği olan ve idari işlemden hakkı ihlal edilen herkes tam yargı davası açabilir.

 

            b-Davalı: tam yargı davasında idare kural olarak davalıdır. Ancak tazminata hükmedilmesi halinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen, idari sözleşmelerde ise sözleşmeye taraf olan kişi veya kuruma karşı açılır.

 

 

 

            L-TAM YARGI DAVALARINDA ZAMANAŞIMI:

 

            İdari eylemlerden ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olan kişiler kanuna göre öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde 5 yıl içinde idareye yazılı olarak başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmek zorundadır. Bu durum sadece idari eylemler söz konusu olduğunda geçerlidir.

 

İdari işlemlerden doğan zararlara karşı doğrudan doğruya tam yargı davası açılması durumunda, dava açma süresi, idari işlemin yazılı olarak bildiriminden itibaren altmış gündür. İdari işlemlerin uygulanmasından doğan zararlara karşı doğrudan doğruya tam yargı davası açma süresi de uygulama işleminin başlangıcından itibaren altmış gündür.

 

İptal davası ile tam yargı davasının birlikte açılması halinde dava açma süresi idari işlemin bildirim tarihinden itibaren altmış gün içinde açılır.

 

Vergi mahkemesinde açılacak davalar ise otuz gün içinde açılmalıdır.

 

Bir idari işleme karşı önce iptal, sonra tam yargı davası açılması halinde dava açma süresi iptal davasının sonu7ç kararının tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır. İptal kararı temyiz edilmiş veya karar düzeltme yoluna gidilmişse son kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır.

 

 

 

M-YETKİLİ MAHKEMELER:

 

İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemeler, sırasıyla:

 

a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,

b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,

c) Diğer hallerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer İdare mahkemesidir.

         İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.

 

        Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, mülki idari birimin, köy, belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkemesidir.

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Kaynakça:

 

(1)   İdare Hukuku Prof. Gözübüyük

 

(2)   İdare Hukuku Prof. Gözübüyük

 

(3)   İ.Y.U.K.Md.12

 

(4)   İ.Y.U. Md.13

 

(5)    Y.11. H.D. 2003-8842 E. 2003-8315 K.

 

(6)   Y.17.H.D. 2005-2061 E. 2005-1162 K.

 

(7)    Y.4.H.D. 2007-7140 E. 2008-2642 K.

 

(8)   Y.4.H.D. 2012-8396 E. 2012-11413 K.

 

(9)   Y.17 H.D. 2016-5598 E 2016-7175 K.

 

(10)  İ.Y.U. K. Md.11

 

(11)  Danıştay 2. H. D. 2013-11116 E.2016-649 K

 

(12) İdare Hukuku Prof. Gözübüyük

 

(13) İdare Hukukunun Umumi Esasları Prof. S.S.Onar

 

Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi Ağustos 2017 yayınlandı.

AVUKAT EROL TÜRK  

eturk@3ehukuk.com